30 Kas 2018

Yazar: Esra Tunç Samsa

Çocukların okul hayatına başlamaya hazırlandığı günlerde; ailelerin endişeleri gün geçtikçe artmaya başlar. Ebeveynler okul seçimi, ayrılık kaygısı, okula alıştırma konularında birçok soru işareti ile arayış içine geçerler.

Okul öncesi eğitim çocukların eğitim hayatı için  “uyum yılı” olacaktır. Ne kadar sağlıklı bir süreçle okula başlanırsa çocukların okula adapte olmaları o kadar kolay olacaktır. Okul öncesi kurum deneyimi çocuk için, evden ve özellikle anneden ayrılma sürecini deneyimlediği, bir grubun üyesi olduğu, kurallar ve sorumluluklar hakkında fikir sahibi olduğu bir dönemdir. Bu nedenle çocuk, sorunsuz bir okul dönemi geçirmeli, ilköğretime sağlam hazırlanmalıdır. Peki bu konuda ona nasıl destek olabilirsiniz?

İşte önerilerimiz…

Çocuğun yaşadığı heyecanla karışık kaygısının temel nedeni bilinmezliğe doğru attığı adımdır. Okula başlamadan önce onu duygusal açıdan hazırlamak, yaşayacakları hakkında bilgi vermek kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Ebeveynler çocuklarına, okulda çok sayıda arkadaş edineceğini ve onu seven öğretmenleri olacağını söyleyebilir, kendi okul anılarını anlatıp okula giden çocuklarla ilgili hikayeler okuyabilir.

Çocukların okulun ilk günü yaşayabileceği en önemli kaygı, sürekli okulda kalacağı, eve dönmeyeceği ya da gününün tamamını okulda geçireceği ile ilgilidir. Oryantasyon programının ilk gününde çocuğa, okula geliş-gidiş saatleri hakkında bilgi vermek onu biraz olsun rahatlatacaktır. Ailelerin de çocuğunu öğretmenine teslim ettikten sonra onu merak etmesi doğaldır. Ancak, bu meraktan dolayı yanına gidip neler yapıyor diye bakmak istemek yaşanan endişenin çocuğa yansımasına neden olur ve ona kaygılanmakta haklı olduğu mesajını verir. Bu tür bir davranış aynı zamanda çocuğun bağımsızlaşma sürecini de olumsuz etkiler.

Öğretmenlere bakış açısı, çocuğun uzun yıllarını geçireceği okula bakış açısının temellerini oluşturur. Daha ilk günlerden “şunu yapmazsan öğretmenine söylerim” ifadeleri öğretmenleri ile kuracağı güven ve sevgi ilişkisini olumsuz yönde etkiler.

Servis kullanımı konusunda ise, okulun başladığı ikinci gününden itibaren çocukla evde vedalaşmanız uyum sürecini daha da hızlandıracaktır. Sabahları evden sakin, huzurlu ve mutlu ayrılmasına özen gösterilmelidir. Her çocuğun uyum süresinin birbirinden farklı olduğunu gözönüne alırsak, elbette bu süreçte bazı öğrencilerin grubun geneline kıyasla biraz daha zorlanması normaldir. Olası sorun durumunda yapılması gerekenlerle ilgili danışmanlardan destek alabilirsiniz.

Çocuk ailesinin sabah okula gelme konusunda ısrar ediyorsa, ona herkesin sorumlulukları olduğunu hatırlatarak, kendi sorumluluklarınızdan bahsedebilir, onunkinin de okula gitmek olduğunu belirtebilirsiniz. Kullanacak ifadelerin kısa ve net olması; ayrıca söz ve davranışların tutarlı olması çok önemlidir.

Çocuklar okuldan eve geldiğinde gününü nasıl geçirdiği ile ilgili sohbet etmek  onun okul deneyimlerini ailesiyle paylaşarak rahatlamasını sağladığı gibi okula uyum sürecini de hızlandırır. Bir takvim üzerinde, okulda bulunacağı günleri ve tatil günlerini işaretlemek, okul günlerinde öğretmenleri ve arkadaşları ile yapacağı güzel şeyleri anlatmak da onu rahatlatacaktır.

Normal bir uyum sürecinde dahi, psikolojik nedenlere bağlı olarak; karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, yüksek ateş v.b. rahatsızlıklar yaşanabileceği unutulmamalıdır. Böyle bir durumla karşılaştığınızda telaşa kapılmadan tutarlı ve kararlı bir şekilde sorunu çözmeye çalışmanız uygun bir yaklaşım olur.

Çocuk, herhangi bir sağlık şikayeti ile okula gitmek istemiyorsa, öncelikle onu yargılamadan ve eleştirmeden dinlemelidir. Eğer rahatsız olmadığından emin olunduysa, ona, okulda revir olduğu, hastalık durumunda okul doktorunun kendisiyle ilgileneceği, sizin hemen haberdar edilip okula gelinebileceği uygun bir dille açıklanmalı ve okula gitmesi konusunu anlatılmalıdır. Daha sonra bu olaydan sınıf öğretmeni ve psikolojik danışmanı haberdar edilmelidir..

Yatış ve kalkış saatlerinin rutine oturtulması okula uyumun yanı sıra çocuğun verimli öğrenmesine de olumlu etki sağlayacaktır.

Son olarak küçük bir hatırlatma; unutmayalım ki çocuklar yeni şartlara büyüklerden daha kolay ve rahat uyum sağlarlar. Çocuğun yaşayabileceği güçlükler bir hafta on gün içinde okul ile yapacağımız işbirliği ile ortadan kaldırılabilir. Bu süreçte çocuğun aileye güvenmesi ve yanında hissetmesi onun en önemli yardımcısı olacaktır.

Bütün bunların yanı sıra çocuğun tüm yaşantısının “okul” olmasına izin vermeyin. Mutlaka ilgi duyduğu bir alanda uğraşı olmasını sağlanmalı (spor, müzik v.b.). Ayrıca, çocuğun akademik başarısı kadar sosyal becerilerinin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle çocukların arkadaşlarının birlikte karar verilecek zamanlarda eve davet etmesine izin verilmeli. Birlikte olabilecekleri organizasyonları kaçırmamaya özen gösterilmeli. Aile katılım günlerine gitmeyi ihmal etmemek gerekir.